Usulsüz Halka Arz ve İzinsiz Sermaye Piyasası Faaliyeti Suçu (6362 sayılı Kanun m. 109) nedir?

Usulsüz Halka Arz ve İzinsiz Sermaye Piyasası Faaliyeti Suçu (6362 sayılı Kanun m. 109)

Yazar: Av. Nusret Çetin


Sosyal medyada “portföyünü yönetelim” çağrıları, izinsiz forex platformları, lisanssız yatırım danışmanlığı ve SPK onayı olmadan yapılan pay satışları son yıllarda ceza yargısının gündeminde. Bu yazıda söz konusu fiilleri suç haline getiren düzenlemeyi; unsurları, cezası, hangi mahkemede görüldüğü ve zamanaşımı bakımından, mümkün olduğunca sade bir dille ele alıyoruz.

1. Sorunun görünümü

Yüksek getiri vaadiyle tanıdık çevresinden para toplayan bir kişi, arkadaşlarının hesaplarını kullanarak borsada ve kaldıraçlı işlemlerde bu paraları “değerlendiren” bir yatırımcı, Türkiye’deki kullanıcılara Türkçe arayüzle hizmet veren bir yabancı internet platformu, üyelik ücreti karşılığında hangi hisseyi alıp satacağını söyleyen bir site sahibi ya da SPK onaylı izahname olmaksızın halka pay satan bir anonim şirket yöneticisi… Bu kişilerin ortak noktası, yaptıkları işin görünürde “ticari bir girişim” olması. Oysa sermaye piyasası hukuku bakımından bu faaliyetler izne tabidir ve izinsiz yürütüldüğünde idari yaptırımın ötesine geçerek doğrudan hapis cezasını gerektiren bir suça dönüşür.

Kanun koyucu bu alanı özel bir hükümle korumuştur. Mülga 2499 sayılı Kanun’da tek bentte toplanan fiiller, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 109. maddesinde iki ayrı suç tipi olarak ayrıştırılmıştır: birinci fıkrada usulsüz halka arz, ikinci fıkrada izinsiz sermaye piyasası faaliyeti.

MADDE 109 – (1) Onaylı izahname yayımlama yükümlülüğünü yerine getirmeksizin sermaye piyasası araçlarını halka arz edenler ya da onaylı ihraç belgesi olmaksızın sermaye piyasası araçlarını satanlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar.

(2) Sermaye piyasasında izinsiz olarak faaliyette bulunanlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar. Bu kişiler, bu suçun icrası kapsamında aynı zamanda birinci fıkrada tanımlanan suçu da işledikleri takdirde, sadece bu fıkrada tanımlanan suçtan dolayı cezaya hükmedilir ve ceza yarı oranında artırılır.

2. Korunan hukuki değer

Maddenin koruduğu şey tek bir yatırımcının cebindeki para değil, piyasanın kendisidir: kimlerin hangi denetim altında halktan kaynak toplayabileceği, yatırımcının önüne hangi bilgilerin konulacağı ve piyasaya giriş için hangi filtrelerin aşılması gerektiği. Bu nedenle suç, mağduru belli olmayan, toplumu ilgilendiren bir suçtur; somut olayda parasını kaybeden kişiler kural olarak “suçtan zarar gören” konumundadır. Bu ayrım pratikte önemlidir, çünkü zarar görenin şikâyetinden vazgeçmesi ceza davasını sona erdirmez.

Önce üç temel kavram

  • Sermaye piyasası aracı: Pay, tahvil, bono gibi menkul kıymetler ile türev araçlar ve Kurulca bu kapsamda sayılan diğer araçlar.

  • Halka arz: Bu araçların satın alınması için her türlü yolla yapılan genel çağrı ve bu çağrının ardından gerçekleşen satış. “Genel çağrı” ölçütü geniştir; WhatsApp grubu, sosyal medya paylaşımı ya da toplantı salonunda yapılan tanıtım da bu kapsama girebilir.
  • Sermaye piyasası faaliyeti: Alım satıma aracılık, portföy yöneticiliği, yatırım danışmanlığı, halka arza aracılık, saklama gibi yatırım hizmet ve faaliyetleri. Bunlar için Kuruldan izin ve yetki belgesi alınması zorunludur.

Kanun, sermaye piyasası araçlarının halka arz edilebilmesi veya borsada işlem görebilmesi için izahname hazırlanmasını ve bu izahnamenin Kurulca onaylanmasını zorunlu tutar; kitle fonlaması yoluyla halktan para toplanması ise Kurulca yetkilendirilmiş platformlar aracılığıyla yapılır ve izahname/ihraç belgesi yükümlülüğünün dışında tutulmuştur. Bu çerçeve yakın tarihli bir istinaf kararında da ayrıntılı biçimde ortaya konulmuştur.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2026/360, K. 2026/282, T. 13.03.2026

3. Suçun maddi unsurları

a) Usulsüz halka arz (m. 109/1)

Birinci fıkra iki seçimlik hareket öngörür:

  1. Onaylı izahname yayımlama yükümlülüğü yerine getirilmeksizin sermaye piyasası araçlarının halka arz edilmesi,

  2. Onaylı ihraç belgesi bulunmaksızın sermaye piyasası araçlarının satılması.

Suçun oluşması için yatırımcının zarara uğraması, failin kazanç elde etmesi ya da paranın geri ödenmemesi gerekmez. Yükümlülüğe aykırı olarak halka arzın veya satışın gerçekleşmesi yeterlidir; bu yönüyle m. 109 bir zarar suçu değil, piyasa düzenini korumaya yönelik bir tehlike suçudur. Uygulamada en sık rastlanan görünüm, halka açık olmayan bir anonim şirketin paylarının, Kurul onayı bulunmadığı halde kâr vaadiyle geniş bir çevreye satılmasıdır. Buna kimi zaman mevzuata aykırı kâr dağıtımı ve primli pay ihracı gibi tespitler de eklenir.

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/65, K. 2025/325, T. 09.04.2025

b) İzinsiz sermaye piyasası faaliyeti (m. 109/2)

İkinci fıkra, “sermaye piyasasında izinsiz olarak faaliyette bulunma” fiilini cezalandırır. Buradaki ölçüt, işin adı değil niteliğidir. Bir faaliyetin bu kapsama girip girmediği belirlenirken, kişinin Kuruldan izin almış bir yatırım kuruluşu olmaksızın, düzenli uğraş, ticari veya mesleki faaliyet biçiminde üçüncü kişilere hizmet sunup sunmadığına bakılır. Danıştay kararına yansıyan Kurul görüşü de bu yöndedir.

Danıştay 13. Daire, E. 2020/3455, K. 2022/399, T. 14.02.2022

Yargı kararlarında karşılaşılan tipik görünümler şunlardır:

  • İzinsiz portföy yöneticiliği: Yurt dışında büyük portföyler yönettiğini söyleyerek müşteri temin eden, sözleşme imzalayıp toplanan paraları yurt dışı hesaplara aktaran ve Kuruldan hiçbir izni bulunmayan kişinin eylemi izinsiz sermaye piyasası faaliyeti sayılmıştır.
    Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2024/768, K. 2024/8652, T. 14.10.2024

  • İzinsiz kaldıraçlı alım satım (forex) hizmeti: Ortağı ve yetkilisi olduğu şirketler üzerinden bir internet sitesini araç kılarak Türkiye’de yerleşik yatırımcılara kaldıraçlı işlem imkânı sunan sanık hakkındaki mahkûmiyet, gerekçesi yasal ve yeterli görülerek onanmıştır.
    Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/11724, K. 2023/10076, T. 21.11.2023
  • Ücretli “sinyal” ve yönlendirme hizmeti: Ücret karşılığı üyelik sistemiyle, yatırımcıların kararlarını etkileyecek nitelikte yönlendirici yorum ve tavsiyeleri internet ve SMS üzerinden ileten site sahibinin eylemi, izinsiz yatırım danışmanlığı olarak nitelendirilmiştir. Karar mülga Kanun dönemine ilişkindir; bugün aynı fiil m. 109/2 kapsamında değerlendirilir.
    Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2015/4848, K. 2016/1559, T. 10.02.2016

c) Faaliyet yurt dışından yürütülürse

Platformun yurt dışında kurulu olması tek başına koruma sağlamaz. Yargıtay, internet sitesi üzerinden yürütülen kaldıraçlı işlem faaliyetinde önce şirketin yurt içinde mi yurt dışında mı yerleşik olduğunun belirlenmesi, yurt dışında yerleşiklik hâlinde ise faaliyetin Türkiye’ye yönelik olup olmadığının mevzuat ve Kurul ölçütleri çerçevesinde tespiti gerektiğini belirtmiştir. Somut olayda sitenin fiilen Türkiye’den yönetildiği saptanmış; buna ek olarak, aksi kabul edilse bile faaliyetin Türkiye’ye yönelik olduğu ve neticenin Türkiye’de doğduğu vurgulanarak TCK m. 8 uyarınca suçun Türkiye’de işlenmiş sayılacağı sonucuna varılmıştır.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2018/2119, K. 2018/5852, T. 09.05.2018

4. Suçun manevi unsuru

Her iki suç da kasten işlenebilir; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Failin, yaptığı işin sermaye piyasası faaliyeti olduğunu ve gerekli izne sahip bulunmadığını bilerek hareket etmesi gerekir. Suçun işlenmesi için ayrıca “kazanç sağlama” gibi özel bir amaç aranmaz.

Kastın varlığı, savunmanın beyanıyla değil dosyadaki maddi verilerle ölçülür. Nitekim Yargıtay, izinsiz faaliyet yürüten kişiye kâr vaadi ve portföy yönetimi amacıyla yüksek tutarlı paralar aktaran kişilerin durumunu değerlendirirken; işlem yoğunluğunu, kendi hesaplarının yanında başkalarına ait hesapların kullanılmasını, kişilerin ekonomik durumuyla bağdaşmayan hacimleri ve Kurula verilen yazılı açıklamaları birlikte ele almış, bu kişilerin faaliyetin hukuka aykırılığını bilerek hareket ettiklerini ve fiile bilerek katıldıklarını kabul etmiştir. Aynı kararda, bizzat işlemlere katılmasa da bu işlemlerde kullanılacak parayı temin edenlerin TCK m. 39 kapsamında yardım eden olarak sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/18152, K. 2025/7328, T. 20.05.2025

Bu karar, uygulamada sık görülen bir yanılgıyı da düzeltir: “Ben sadece paramı verdim, işlemleri o yaptı” savunması, kişinin yalnızca kendi parasını mı yatırdığı yoksa başkalarından topladığı paraları mı aktardığı sorusuyla birlikte değerlendirilir. İkinci durumda kişi, mağdur değil şerik konumuna gelebilir.

Tüzel kişiler bakımından

Türk ceza hukukunda tüzel kişilere ceza verilemez (TCK m. 20/2); sorumluluk, şirketin karar ve icra mekanizmasında yer alan gerçek kişilere yöneltilir. Şirket yönünden ise Kanun’un 99. maddesindeki tedbirler devreye girer: Kurul izinsiz faaliyetin durdurulması için gerekli tedbirleri alabilir, işlemlerin iptali ile nakit veya sermaye piyasası araçlarının hak sahiplerine iadesi için dava açabilir; faaliyet internet üzerinden yürütülüyorsa erişimin engellenmesi süreci işletilebilir. Ayrıca aynı fiiller nedeniyle idari para cezası uygulanması da mümkündür; idari yaptırım ile ceza yaptırımı birbirinin alternatifi değildir.

5. İçtima: tek suç mu, birden çok suç mu?

İki fıkra bir arada işlenirse. Maddenin açık hükmü gereği, izinsiz faaliyette bulunan kişi bu faaliyetin icrası kapsamında aynı zamanda usulsüz halka arz suçunu da işlerse yalnızca ikinci fıkradan cezaya hükmedilir; ancak ceza yarı oranında artırılır.

Farklı kişilere karşı, değişik zamanlarda. Failin aynı suç işleme kararıyla farklı zamanlarda çeşitli kişilerden para toplayarak izinsiz faaliyet yürütmesi, ayrı ayrı suçlar değil zincirleme biçimde işlenmiş tek bir suç oluşturur. Yargıtay, aynı denetim raporuna dayanan ve aynı sanıklar hakkında açılmış başka bir dosyanın varlığı hâlinde davaların birleştirilmesi, mümkün değilse getirtilip incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2015/19700, K. 2016/1563, T. 10.02.2016 — aynı yönde: Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2015/11389, K. 2016/13711, T. 23.03.2016

Zincirleme suç kabulünün iki önemli sonucu vardır: temel ceza TCK m. 43 uyarınca artırılır; ancak suç tarihi, zincire dahil son fiilin işlendiği tarih olarak belirlenir. İkinci sonuç, aşağıda göreceğimiz zamanaşımı hesabını doğrudan etkiler.

Diğer suçlarla birlikte. Somut olayda hileli davranışlarla yatırımcı iradesinin fesada uğratılması hâlinde dolandırıcılık, yapay fiyat oluşumuna yönelik işlemler söz konusu olduğunda piyasa dolandırıcılığı (m. 107) gündeme gelebilir. Tek bir fiille birden fazla farklı hükmün ihlal edildiği hâllerde TCK m. 44’ün, ayrı ayrı fiillerin varlığı hâlinde ise gerçek içtimaın uygulanması tartışılır. Bu nitelendirme, dosyadaki delil durumuna göre değişir ve her olayda ayrıca değerlendirilmelidir.

6. Yaptırım

Suç

Hapis Adli para cezası
Usulsüz halka arz (m. 109/1) 2 – 5 yıl 5.000 – 10.000 gün
İzinsiz sermaye piyasası faaliyeti (m. 109/2) 2 – 5 yıl 5.000 – 10.000 gün
İzinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı (m. 109/A) 3 – 5 yıl 5.000 – 10.000 gün

Hapis ve adli para cezası seçimlik değildir; birlikte hükmedilir. Adli para cezasının ağırlığı gün sayısının kendisinde değil çarpımda ortaya çıkar: TCK m. 52/2 uyarınca bir gün karşılığı tutar, kişinin ekonomik ve kişisel hâline göre kanuni sınırlar içinde belirlenir. Bu nedenle 5.000–10.000 günlük bir ceza, uygulamada yüz binlerce liradan milyonlarca liraya uzanan bir tabloya karşılık gelebilir.

Öte yandan alt sınırın iki yıl olması, somut cezanın koşulları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK m. 231) veya erteleme (TCK m. 51) kapsamına girmesini tümüyle imkânsız kılmaz. Buna karşılık iki noktanın altını çizmek gerekir: Kanun, m. 107/1 ve m. 110 bakımından etkin pişmanlık öngördüğü hâlde m. 109 için özel bir etkin pişmanlık hükmü getirmemiştir; bu suç uzlaştırma kapsamında da değildir.

Güncel gelişme: izinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı

2 Temmuz 2024 tarihli ve 7518 sayılı Kanun ile kripto varlık hizmet sağlayıcıları Kurul’un düzenleme ve denetimi altına alınmış, Kanun’a 109. maddeden sonra gelmek üzere m. 109/A eklenmiştir. Buna göre izin almaksızın kripto varlık hizmet sağlayıcı olarak faaliyet yürüttüğü tespit edilen gerçek kişiler ve tüzel kişilerin yetkilileri üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Aynı düzenlemeyle getirilen m. 99/A, izinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı bakımından faaliyetin durdurulması ve erişimin engellenmesi gibi tedbirlerin uygulanmasına imkân tanır. Bu iki hüküm, 109. maddenin klasik menkul kıymet piyasasıyla sınırlı kalan uygulama alanını dijital varlık alanına taşımıştır.

7. Soruşturmanın özel usulü: Kurul başvurusu olmadan dava yürümez

Bu suçların en ayırt edici yönü usulüdür. Kanun’un 115. maddesi uyarınca, bu Kanun’da tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı soruşturma yapılması Kurul tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlıdır ve bu başvuru muhakeme şartı niteliğindedir. Başvuru üzerine kamu davası açılırsa iddianamenin kabulüyle birlikte bir örneği Kurula tebliğ edilir ve Kurul katılan sıfatını kazanır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/140, K. 2021/477, T. 14.10.2021

Danıştay, bu düzenlemenin gerekçesine dayanarak, sermaye piyasası suçları bakımından bilinçli olarak “özel bir kovuşturma usulü” benimsendiğini; ortaklık ve kurumların işlem ve faaliyetlerini sürekli izleyen Kurul’un teknik değerlendirmesinin bu usulün merkezine yerleştirildiğini ortaya koymuştur.

Danıştay 13. Daire, E. 2019/142, K. 2023/4908, T. 20.11.2023

Bunun pratik sonuçları önemlidir:

  • Doğrudan savcılığa yapılan şikâyet, Kurul’un yazılı başvurusu olmaksızın tek başına sermaye piyasası suçu bakımından yürümez. Bu nedenle zarar gören yatırımcı açısından doğru yol, Kurula ayrıntılı bir ihbar/şikâyet başvurusu ile savcılık şikâyetini birlikte yürütmektir.

  • Muhakeme şartı gerçekleşmeden soruşturma evresinde alınan kararların hukuki değeri tartışmalıdır; Ceza Genel Kurulu mülga Kanun döneminde, kurum başvurusu yapılmadan önce verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların yok hükmünde olduğunu belirtmiştir.
    Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2018/74, K. 2018/86, T. 13.03.2018
  • Bir fiilin Kurul tarafından piyasayı bozucu eylem sayılıp idari para cezasıyla karşılanması ile suç kapsamında görülüp savcılığa bildirilmesi farklı sonuçlar doğurur. Yazılı başvurunun bulunmadığı hâllerde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği görülmektedir.
    İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/888, K. 2025/424, T. 24.06.2025

8. Görevli ve yetkili mahkeme

Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanı, kanunda ayrıca gösterilen suçlar ile üst sınırı on yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarla sınırlıdır. Madde 109’daki her iki suçun üst sınırı beş yıl olduğundan, yargılama asliye ceza mahkemesinde yapılır; aynı durum m. 109/A bakımından da geçerlidir. Yargıtay kararlarına konu dosyaların asliye ceza mahkemelerinden geldiği de bunu doğrular.

Yetkili mahkeme, suçun işlendiği yer mahkemesidir (CMK m. 12). İnternet üzerinden yürütülen faaliyetlerde yer belirlemesi çoğu zaman tartışmalı olur; bu noktada faaliyetin fiilen nereden yönetildiği ve neticenin nerede doğduğu belirleyicidir. Yargıtay’ın yukarıda anılan kararı, faaliyetin Türkiye’de yerleşik yatırımcılara yönelmesi hâlinde fiilin Türkiye’de işlenmiş sayılacağını ortaya koymaktadır. Zincirleme suç söz konusu olduğunda ise son fiilin işlendiği yer esas alınır.

Ayrıca unutulmamalıdır: izinsiz faaliyet nedeniyle uğranılan zararın tazmini, ceza davasından bağımsız olarak hukuk mahkemelerinde talep edilebilir. Uygulamada, izinsiz aracılık yapıldığını bildiği hâlde işlem yapmaya devam eden aracı kurumların da müteselsil sorumluluğuna hükmedildiği görülmektedir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/2616, K. 2021/237, T. 18.02.2021

9. Zamanaşımı

Dava zamanaşımı sekiz yıldır. Cezanın üst sınırı beş yıl olduğundan, TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıllık süre uygulanır. Süre kural olarak suçun işlendiği günden itibaren işlemeye başlar. Zamanaşımını kesen bir işlem bulunması hâlinde süre yeniden başlar; ancak TCK m. 67/4 gereği süre, ilgili suça ilişkin olağan zamanaşımı süresinin yarısının eklenmesiyle bulunacak süreyi (bu suçta on iki yılı) geçtiğinde zamanaşımı gerçekleşir.

Uygulamada asıl tartışma sürenin uzunluğunda değil, başlangıç tarihinde düğümlenir. Faaliyet belirli bir süre boyunca ve birden çok kişiye yönelik olarak sürdürülmüşse, suç tarihi ilk işlem değil zincire dahil son fiildir. Yargıtay, suç tarihinin belirlenmesinde denetim raporundaki son işlem tarihini esas alarak zamanaşımının hüküm tarihinde dolmadığı sonucuna varmış ve hatalı suç tarihi kabulüne dayanan düşme kararını hukuka aykırı bulmuştur.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2015/11389, K. 2016/13711, T. 23.03.2016

Kesinleşmiş cezalar bakımından ise ceza zamanaşımı ayrıca değerlendirilir; bu suçta öngörülen ceza miktarları itibarıyla TCK m. 68 çerçevesinde kural olarak on yıllık süre gündeme gelir.

10. Pratik değerlendirme

Yatırımcı açısından: Bir platformun veya kişinin Kurul izni bulunup bulunmadığı, yatırım yapılmadan önce SPK’nın yetkili kuruluş listelerinden kontrol edilebilir. Zarar doğmuşsa Kurula ayrıntılı ihbar başvurusu, savcılık şikâyeti ve hukuk mahkemesinde tazminat talebi birlikte planlanmalıdır; muhakeme şartı nedeniyle Kurul başvurusu sürecin kilit halkasıdır.

Şirketler ve yöneticiler açısından: Pay satışı, ortak bulma, fon toplama ya da “yatırımcı kulübü” gibi yapılar kurulmadan önce fiilin halka arz veya sermaye piyasası faaliyeti sayılıp sayılmayacağı önceden değerlendirilmelidir. Nitelendirme işin adına değil ekonomik ve hukuki içeriğine göre yapıldığından, “tanıtım yaptık ama halka arz değil” ya da “danışmanlık verdik ama lisans gerekmez” biçimindeki savunmalar çoğu zaman yeterli olmamaktadır.

Savunma açısından: Dosyanın esası çoğunlukla Kurul denetim raporları ve bilirkişi incelemesiyle şekillenir. Faaliyetin izne tabi bir sermaye piyasası faaliyeti olup olmadığı, Türkiye’ye yönelik olup olmadığı, kişinin şerik mi suçtan zarar gören mi olduğu, eylemlerin zincirleme tek suç oluşturup oluşturmadığı ve suç tarihi ile zamanaşımı, savunmanın üzerinde durması gereken başlıca noktalardır.

Kaynakça

  1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/140, K. 2021/477, T. 14.10.2021

  2. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2018/74, K. 2018/86, T. 13.03.2018
  3. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/18152, K. 2025/7328, T. 20.05.2025
  4. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2024/768, K. 2024/8652, T. 14.10.2024
  5. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/11724, K. 2023/10076, T. 21.11.2023
  6. Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2018/2119, K. 2018/5852, T. 09.05.2018
  7. Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2015/19700, K. 2016/1563, T. 10.02.2016
  8. Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2015/11389, K. 2016/13711, T. 23.03.2016
  9. Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2015/4848, K. 2016/1559, T. 10.02.2016
  10. Danıştay 13. Daire, E. 2019/142, K. 2023/4908, T. 20.11.2023
  11. Danıştay 13. Daire, E. 2020/3455, K. 2022/399, T. 14.02.2022
  12. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2026/360, K. 2026/282, T. 13.03.2026
  13. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/2616, K. 2021/237, T. 18.02.2021
  14. İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/888, K. 2025/424, T. 24.06.2025
  15. Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/65, K. 2025/325, T. 09.04.2025
  16. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m. 4, 99, 99/A, 103, 105, 109, 109/A, 115
  17. 7518 sayılı Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (RG 02.07.2024, S. 32590)
  18. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 8, 20, 37, 39, 43, 44, 51, 52, 66, 67, 68; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 12, 231

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi delil durumu içinde değerlendirilmelidir. Somut bir dosya için bir avukata danışılması önerilir.

Görsel temsilidir.

Anahtar kelimeler: usulsüz halka arz, izinsiz sermaye piyasası faaliyeti, SPKn m. 109, izahname, ihraç belgesi, izinsiz portföy yöneticiliği, izinsiz yatırım danışmanlığı, kaldıraçlı alım satım, forex, izinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı, SPKn m. 109/A, muhakeme şartı, SPKn m. 115, zincirleme suç, dava zamanaşımı, görevli mahkeme, asliye ceza mahkemesi.


Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Nusret Çetin' e aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Avukat Nusret Çetin - Sorularınız için: Avukata Sor sayfasını ziyaret ediniz.